Kılıçdaroğlu’na oy vermeyip Tekin Bingöl’e oy veren delegeler kim? | Politika Son dakika - Mobil
11 Şubat 2018, Pazar 17:10

Kurultaydaki bu iddia doğruysa eyvah ki ne eyvah!

CHP’nin 36. Olağan Kurultayı’nın ardından 2019 seçimlerine hazırlanacak, partiyi seçim sürecinde temsil edecek yeni yönetim kadrosu, yani Parti Meclisi ilk toplantısını yaptı. Şimdi uzun uzun bu yeni yönetim kadrosunun analizini yapmayacağım, zaten kamuoyundaki ilgiden de anlaşıldığı üzere yeni PM partide de, toplumda da pek büyük bir heyecan yaratmadı.

CHP’nin örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı Tekin Bingöl, Parti Meclisi listesi yazılırken ve belirlenirken etkin rol alan isimlerdendi, ama kendisinin anahtar listeye soktuğu bazı isimler liste dışı kaldı. Anahtar listede olmalarına rağmen seçilemediler, bunun da iyi değerlendirilmesi gerekir. Bu PM’nin bu kadar kötü biçimlenmesinin nedeni “adamcılık” mı? Oturup düşünmek gerekir. Tekin Bingöl’ün PM listesi hazırlanırken Kemal Kılıçdaroğlu’nu, “bazı isimleri -ki aralarında genel başkan yardımcısı olanlar da var- aday göstermesi halinde, örgütün bu isimleri çizme ihtimalinin yüksek olduğu” konusunda uyardığı da yine kulislerde konuşulanlardan. Halbuki Tekin Bingöl’ün listeye soktuğu ama örgütün üstünü çizdiği isimler var. Yani örgüt, Örgütten Sorumlu Genel Başkan Yardımcısının adaylarını çizdi. Adamcılık anlayışının dengeli ve homojen bir yapıyı engellediğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Yine örgüt tarafından sevilen, parti tabanıyla birlikte çalışan, genel başkan yardımcısı düzeyindeki siyasetçilerin PM adaylıklarının kurultay salonunda geri çektirilmesi, yani seçilme haklarının ellerinden alınması bu kurultaya damga vuran adaletsizliklerden.

Fakat bundan da önce, dünkü PM toplantısına değinmek istiyorum... 

KILIÇDAROĞLU’NUN UYARILARI

Aylin Nazlıaka’nın yeniden partiye alınması PM toplantısında uzun uzun konuşulan ve ciddi tartışmalar yaratan bir gündemdi. Genel Başkan’ın önerisiyle ilk toplantıda gündeme gelen bu konu, değil kabul edilmek, ciddi tartışmalara neden oldu. Öyle ki, Kılıçdaroğlu ilk PM toplantısında sunduğu bir öneriyi geri çekmek zorunda kaldı. Böyle bir PM nasıl çalışacak, ne kadar sağlıklı olacak, göreceğiz. Ki bu durum bile Genel Başkanın iradesi dışında bir PM oluştuğunu gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun işi artık daha zor.

Öte yandan, PM toplantısında böylesine önemli bir sürecin başlangıcı yapılırken daha önemli konular üzerinde tartışılmalı, konuşulmalı ve klişenin ötesinde gerçek, samimi bir rota çizilmeliydi.

Dünkü PM toplantısında Kılıçdaroğlu’nun yeni PM üyelerini belediye başkanı adayı olmamaları, kısa vadede hemen milletvekili olmak için uğraşmamaları konusunda da uyardığı gelen bilgiler arasında ama, bu oldukça zor olacak gibi görünüyor. Bakalım, adaylık günü geldiğinde hangi PM üyeleri belediye başkanı, hangileri milletvekili olmak isteyecek.

Nazlıaka krizi başlığıyla haberleştirilen tartışmaları hepiniz gördünüz, şimdi sizlere PM’de konuşulan bir başka konuyu aktarmak istiyorum. 

KURULTAYIN FATURASI

Tekin Bingöl…

Bingöl 36. Olağan Kurultay’ın organizasyonunu yapan sorumlu genel başkan yardımcısı. CHP’liler çok iyi bilir, bu konuda yazılı olmayan ama gizli bir anlaşma vardır; kurultayı yapan kurultaya da damga vurur ve PM listelerinde ağırlığı vardır. Kurultayı yapan listeyi de yapar diyebiliriz, bugüne kadar bu hep böyle olmuştur.

PM’de konuşulanlardan biri işte tam da buydu; Tekin Bingöl sorumluluğunu yerine getirebildi mi? Kurultay başarısızlığının faturası Tekin Bingöl’e mi kesilmeli? Öyle ki salondaki oturum düzeninden, onur üyesi olan eski genel başkanların oturacağı yere kadar, içeri sokulacak bayraklara, asılacak pankartlara kadar, kurulacak stantlara kadar sorumluluk Bingöl’deydi. Ve belli ki üst yönetimin ve örgütün gözünde, kurultaydaki başarısız organizasyonun faturası Tekin Bingöl’e kesildi. Her kurultaydan sorumlu bir komite ve komitenin başı vardır. Bu kurultayı da Tekin Bingöl yaptı. Ve dün PM toplantısında bazı PM üyeleri kurultayın başarısızlığının nedeninin Tekin Bingöl olduğunu konuştu. Neydi bu başarısızlıklar? Özellikle İnce taraftarlarının salona hakim olması, kürsüye yakın etkin tribünlerde yer almaları, salonu İnce lehine çevirecek bir enerji yaratmaları, Kılıçdaroğlu’nun yuhalanması, eski genel başkanlar için yer ayrılmaması, Murat Karayalçın’ın tepki göstererek salondan ayrılması, döner kriziyle partililerin zehirlenmesi… Daha bir çok stratejik hata vardı.

Öyle ki Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dikkatle izlerken samimiyetle üzüldüm. Oldukça verimli bir konuşma yapmasına rağmen, 2019 stratejisi ve Adalet teması üzerine konuşmasına rağmen, ne bir coşku vardı, ne de bir sloganla destek sağlandı. İnce’nin en büyük avantajı stratejik noktada kendisine destek sloganları atan, ara ara nefes almasını sağlayan gençlerdi. Bu bir organizasyon işidir. Gençlik Kollarını örgütlü bir şekilde organize edersiniz ve o enerji sağlanır. Çok zor değildir. Eskilerin dediği gibi “şeyh uçmaz, müridi uçurur.” 

Ama "bu kurultay nasılsa bizim, biz kazanacağız, delege bizim" anlayışıyla enerjinizi, coşkunuzu kaybederseniz sonuç böyle olur. Adalet Yürüyüşü gibi tarihsel önemi büyük bir yürüyüşün kısa filmleri arkada dönerken Genel Başkan’ı kürsüde o kadar yalnız bırakırsanız, bize bir kez daha hatırlatırsınız aslında bu kalabalıkların içinde Kılıçdaroğlu’nun ne kadar yalnız olduğunu. Oysa Adalet Yürüyüşü günlerini hatırlamak nasıl da heyecanlandırmıştı herkesi. Organizasyon ekibiyse beli ki, o heyecana değil, listelere çevirmişti gözünü.

Üstelik sadece bunlar değil, insanın “acaba özellikle zarar vermek için mi yapılıyor bu yanlışlar” sorusunu getiriyor aklına. Kılıçdaroğlu açılış konuşmasını yapıyor, salonu İstiklal Marşı’nı söylemeye davet edecek, Genel Başkan’a bakan bir Allah’ın kulu yok. Kılıçdaroğlu’nun konuşması bitmeden, sözü kesiliyor ve İstiklal Marşı başlatılıyor. Kürsünün karşısında, ama salonun bir diğer ucunda basın bölümünden görüyorum Kılıçdaroğlu’nun öfkesini, çaresizliğini, halbuki İstiklal Marşı’nı kimler için okuyacaklarını söyleyerek konuşmasını tamamlayacak Genel Başkan, o bile organize edilemiyor. İstiklal Marşı’ndan sonra tamamlıyor konuşmasını. Bunun gibi küçük görünen ama aslında oldukça önemli kazalar yaşandı kurultayda. Oysa rakip değil, ekip olunsa parti içinde, liste savaşı değil memleket davası önde olsa olmayacak hiçbirisi.

Tekin Bingöl’ün kurultay salonu içerisinde açılacak stantlar konusunda da ciddi bir yaptırım uyguladığını da ekleyeyim. Örneğin Atatürkçü Düşünce Derneği, Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı gibi CHP tabanının çok önemsediği, manevi değeri olan, ülke çıkarında ortak paydada buluştukları kurumların stant açmasına izin verilmediğini biliyor musunuz? Sayın Kılıçdaroğlu’nun haberi yoktur belki, Tekin Bingöl’e hangi derneklere, vakıflara ve kitapevlerine izin vermediklerini bir sorsa keşke… 

FAZLA OY İDDİASI

Şimdi Kurultay organizasyonundan daha vahim olan bir iddiaya değinmek istiyorum. Ki doğruysa eyvah ki ne eyvah! Ankara’da CHP örgütü kulislerinde CHP’nin 36. Kurultayı’ndaki Parti Meclisi seçimlerinde, Örgütlerden Sorumlusu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’e fazladan oy yazıldığı iddiası var. Bana da Ankara’da güvendiğim kaynaklardan gelen bu bilgiyi aktarmak istiyorum.

İddiaya göre; Kurultay’ın 2. günü PM oyları sayılırken, YSK yetkilisinin masadan kalktığı sırada CHP Çankaya İlçe Saymanı Hüseyin Özkan görevli olduğu sandıkta Tekin Bingöl’e 4 oy ekliyor. İşte bu durumu Ankara Milletvekili Necati Yılmaz’ın kızı fark ediyor ve yeniden sayım yapılıyor. Sayım yapılınca fazladan 4 oy eklendiği ortaya çıkıyor ve yine iddiaya göre Özkan apar topar salondan çıkıyor.

Olaya şahit olan partililer Özkan’ın disipline sevk edilmesini isterken, diğer sandıklarda ne gibi oyunlar döndüğü sorusu, CHP kulislerinde konuşulanlar arasında.

Bir diğer dikkat çekici durumsa; Tekin Bingöl’ün bazı sandıklarda Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla oy almış olması. Yani CHP delegesi Genel Başkanlık seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’na vermediği oyu, PM seçiminde Tekin Bingöl’e vermiş. Örneğin 23 no’lu sandıkta Tekin Bingöl 29 delegenin oyunu alırken, aynı sandıkta oy kullanan delegeler Genel Başkanlık seçiminde Kılıçdaroğlu’na 22 oy vermiş. Mesela 24 No’lu sandıkta 52 oy kullanılmış Kemal Kılıçdaroğlu 28 oy almış, ertesi gün 52 oyun 9’u geçersiz kalınca geçerli 43 oydan 28’ini Tekin Bingöl almış.

İddialar doğru ve Tekin Bingöl’e fazladan oy yazıldıysa durum çok vahim ama Kılıçdaroğlu’na oy vermeyip, Tekin Bingöl’e oy veren delegeler varsa, bu durum da enteresan.

Eğer bu iddialar doğruysa büyük bir suç. CHP bu durumu araştırmalı. Üstelik böyle bir durum varsa sandık görevlisi talimatı kimden alıyor, Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Tekin Bingöl’den mi? Bu çok vahim ve çok korkunç bir iddia. Eğer doğruysa referandum akşamı yaşadıklarımızı düşünüp delirecek gibi oluyorum. Böyle bir durum varsa başkalarına oy çalıyorsun, seçim hilesi yapıyorsun diyebilir miyiz? Tekin Bingöl’ün durumu acilen sorgulanmalı her şeyden önce ADALET için…

 

 

 

Makbule Cengiz / Odatv.com


Bu Haberin Manşeti :

Kılıçdaroğlu’na oy vermeyip Tekin Bingöl’e oy veren delegeler kim?
Bugün Atılan Manşetleri Görmek İçin TIKLAYINIZ

YORUM GÖNDER

Girmiş olduğunuz sayfa Ege Medyası'nın mobil cihazlar için tasarlanmış versiyonudur. Algıladığımıza göre şuanda normal bir tarayıcıdan erişmeye çalışmaktasınız. Ege Medyasında daha iyi dolaşabilmeniz için normal siteye dönmenizi öneriyoruz.
Mobil sitede devam et Normal siteye git